Osteoporoz ve Metabolik Kemik Hastalıkları
Alt Başlıklar
4 kategori🦴 Tanım, İskelet Mikromimarisi ve Klinik Sınıflandırma
Osteoporoz; kemik kütlesinde azalma ve kemik dokusunun mikromimarisinin (trabeküler incelme, bağlantı kaybı, kortikal incelme ve gözeneklilik artışı) bozulması sonucunda kemik kırılganlığının ve kırık riskinin artmasıyla karakterize progresif ve sistemik bir iskelet sistemi hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre, kemik mineral yoğunluğunun (kemik mineral yoğunluğu (KMY)) genç erişkin referans popülasyon ortalamasının 2.5 standart sapma (SD) ve daha altında olması (T-skoru ≤ -2.5) osteoporoz olarak tanımlanır. Bununla birlikte osteoporoz; KMY değerinden bağımsız olarak, düşük enerjili bir travma (örneğin ayakta durma yüksekliğinden düşme) sonucu meydana gelen frajilite kırığı (özellikle kalça ve vertebra kırıkları) varlığında da klinik olarak teşhis edilebilir. Kemik gücü yalnızca kemik mineral yoğunluğuna değil; aynı zamanda kemik döngüsü hızı, kemik geometrisi, mineralizasyon derecesi ve mikro-hasar birikimi gibi "kemik kalitesini" belirleyen faktörlere de bağlıdır.
1. Primer Osteoporoz Sınıflandırması
Herhangi bir sekonder hastalığa bağlı olmaksızın, iskelet sisteminin doğal involüsyonel süreçlerini yansıtır:
- Tip I (İnvolusyonel) Osteoporoz: Tipik olarak postmenopozal dönemdeki kadınlarda, ani östrojen eksikliğine bağlı olarak gelişen hızlanmış trabeküler kemik kaybı tablosudur.
- Tip II (Senil) Osteoporoz: İlerleyen yaşlanma süreçlerine bağlı olarak, her iki cinsiyette de (kadın ve erkek) senkronize gelişen kortikal ve trabeküler kemik kaybıdır.
2. Sekonder Osteoporoz Etyolojisi
Altta yatan bir hastalık, metabolik disfonksiyon ya da iatrojenik ilaç maruziyeti neticesinde kemik kütlesinin erimesidir:
- ⚠️ Endokrin Patolojiler: Primer/sekonder hiperparatiroidi, hipertiroidi, hipogonadizm, endojen veya eksojen Cushing sendromu, DM.
- ⚠️ Gastrointestinal & Organ Hastalıkları: Çölyak hastalığı, malabsorpsiyon sendromları, kronik karaciğer hastalığı, kronik böbrek hastalığı (kronik böbrek hastalığı (KBH)).
- ⚠️ İlaç İlişkili (İatrojenik): Kronik sistemik glukokortikoid kullanımı, aromataz inhibitörleri ve uzun dönem antiepileptik tedaviler.
🧬 Kemik Döngüsü (Remodeling) Patofizyolojisi ve Hücresel Yolaklar
Erişkin iskeletinde kemik dokusu, yaşam boyunca sürekli olarak "remodeling" (yeniden şekillenme) adı verilen fizyolojik bir süreçle yenilenir. Bu döngü; osteoklastlar tarafından eski kemik dokusunun rezorbe edilmesi ve ardından osteoblastlar tarafından yeni organik kemik matriksinin (osteoid) sentezlenip mineralize edilmesi adımlarından oluşur. Kemik döngüsü mekanik stres ve biyokimyasal sinyaller (özellikle mekanotransdüser işlevi gören osteositler) aracılığıyla sıkı bir şekilde koordine edilir. Osteoporoz patofizyolojisindeki temel mekanizma, osteoklastik kemik rezorpsiyon hızının, osteoblastik kemik formasyon kapasitesini aşmasıdır.
Östrojen Eksikliği ve RANKL / OPG Aksı
Menopoz ile birlikte östrojen seviyelerinin ani düşüşü, kemik yıkım kaskadını doğrudan aktive eder:
- RANKL Ekspresyon Artışı: Östrojen kaybı, osteoklast formasyonu, matürasyonu ve fonksiyonunun temel regülatörü olan RANKL (Receptor Activator of Nuclear factor Kappa-B Ligand) ekspresyonunu yukarı taşır.
- OPG Supresyonu: RANKL'ın doğal yalancı reseptörü ve antagonisti olan Osteoprotegerin (OPG) üretimini azaltır. Serbest kalan RANKL, osteoklastik aktiviteyi körükler.
- Proenflamatuvar Sitokin Deşarjı: Lokal mikroçevrede interlökin-1 (IL-1), IL-6 ve TNF-alfa sentezi artarak kemik rezorpsiyonunu şiddetlendirir.
Yaşlanma, Oksidatif Stres ve İlik Adipozitesi
Senil süreçlerde hücresel düzeyde meydana gelen dejenerasyon mekanizmaları şunlardır:
- ROS Birikimi & Apoptozis: İlerleyen yaşla birlikte hücre içinde reaktif oksijen türlerinin (ROS) birikimi; osteoblast ve osteositlerde erken apoptozisi uyararak net kemik yapım kapasitesini düşürür.
- Hücresel Kalite Kaybı: Yaşlanma; otofaji mekanizmalarının zayıflaması ve kronik DNA hasarı birikimi ile karakterizedir.
- Diferansiyasyon Kayması (Kritik): Kemik iliğindeki pluripotent mezenkimal kök hücrelerin (MSC) osteoblast dizisi yerine adiposit dizisine kayması neticesinde kemik iliği adipozitesinde artış ve osteoblast havuzunda daralma meydana gelir.
💡 Klinik & YDUS Patofizyoloji Spot Bilgi Özeti
Fizyolojik şartlarda östrojen, T-hücreleri ve osteoblastlar üzerinden RANKL salınımını baskılayıp OPG'yi artırarak kemiği korur. Östrojen eksikliğinde RANKL / OPG oranı dramatik şekilde yükselir ve osteoklastogenez inhibisyondan kurtulur. Bu yolak, osteoporoz tedavisinde kullanılan monoklonal antikor mekanizmalarının (Denosumab) rasyonel temelini oluşturması yönüyle sınavlarda en çok sorgulanan onkofizyolojik aksların başındadır.
Yaşlanma ve kronik oksidatif stres, kemik iliği stromasındaki kök hücrelerin gen ekspresyon profilini değiştirir. Hücreler kemik yapan osteoblastlara dönüşmek yerine yağ hücresi olan adipositlere farklılaşır. Senil osteoporoz patolojisinde izlenen kemik iliği yağlanmasının (adipozite artışı) altında yatan temel moleküler mekanizma bu diferansiyasyon kaymasıdır.
Klinik sınavlarda ve vaka yönetimlerinde unutulmaması gereken kural, kemik gücünün salt çift enerjili X-ışını absorpsiyometrisi (DXA) cihazıyla ölçülen dansite (KMY) değerine eşit olmadığıdır. Kemik gücü, dansite ile birlikte kemik kalitesinin (kemik döngü hızı, trabeküler mimari geometri, mineralizasyon derecesi ve mikro-hasar birikimi yükü) ortak bir fonksiyonudur. Bu nedenle KMY değeri osteoporotik sınıra ulaşmasa dahi düşük enerjili travmayla kırık gelişen hastalar direkt osteoporoz kabul edilir.
📸 Tanısal Algoritmalar: DXA (T-Skoru vs. Z-Skoru) ve Kırık Riski (FRAX)
Osteoporoz, bir frajilite kırığı meydana gelene kadar klinik olarak çoğunlukla tamamen asemptomatik ("sessiz") seyreden sistemik bir hastalıktır. Bu nedenle tanısal stratejiler, yüksek kırık riski taşıyan bireyleri henüz kırık gelişmeden önce tespit etmeyi hedeflemelidir.
Kemik Mineral Yoğunluğu (DXA) Standartları
DXA (Çift Enerjili X-Işını Absorpsiyometrisi), günümüzde osteoporoz tanısı ve tedavi takibi için altın standart modalitedir:
- T-Skoru Kullanımı: Postmenopozal kadınlarda ve 50 yaş üzeri erkeklerde, genç erişkin referans popülasyon ortalamasından sapmayı yansıtan T-skoru kullanılır (≤ -2.5 osteoporoz olarak tanımlanır).
- Z-Skoru Kullanımı: Premenopozal kadınlarda ve 50 yaş altı erkeklerde tanı sadece DXA değerine dayandırılamaz. Yaş, cinsiyet ve etnisiteye göre düzeltilmiş Z-skoru kullanılır (-2.0 ve altı "yaşa göre beklenenden düşük kemik kütlesi"). Tanı için mutlaka frajilite kırığı öyküsü veya sekonder bir nedenin varlığı aranmalıdır.
Kırık Riski Değerlendirmesi (FRAX Algoritması)
FRAX aracı; hastanın klinik risk faktörlerini (yaş, cinsiyet, düşük vücut ağırlığı, geçirilmiş kırık öyküsü, ebeveynde kalça kırığı, sigara, alkol, romatoid artrit, sekonder osteoporoz varlığı ve glukokortikoid kullanımı) ve femur boynu KMY değerini entegre ederek 10 yıllık majör osteoporotik kırık ve kalça kırığı olasılığını hesaplar.
🚨 Farmakolojik Tedavi Eşikleri: Amerika Birleşik Devletleri ve birçok uluslararası kılavuzda, FRAX ile hesaplanan 10 yıllık majör osteoporotik kırık riskinin ≥ %20 veya izole kalça kırığı riskinin ≥ %3 olması, densite değerinden bağımsız olarak farmakolojik tedavi başlama endikasyonu kabul edilir.
🧪 Kemik Döngüsü Biyokimyasal Belirteçleri (BTM) Dinamikleri
Kemik döngüsü biyokimyasal belirteçleri (Biochemical Markers of Bone Turnover - BTM), osteoporozun primer tanısını tek başına koydurmamakla birlikte; hastanın kırık riskini öngörmede, antirezorptif veya anabolik tedaviye verilecek hücresel yanıtın hızla değerlendirilmesinde ve hasta uyumunun (adherence) takibinde klinik olarak son derece değerlidir.
| Kemik Formasyon (Yapım) Belirteçleri | Kemik Rezorpsiyon (Yıkım) Belirteçleri | Tedavi İzlemindeki Dinamik Değeri |
|---|---|---|
| • Serum P1NP • Serum BSAP (Kemik Spesifik ALP) • Serum Osteokalsin | • Serum/İdrar CTX • Serum/İdrar NTX • Serum TRACP-5b | Antirezorptif tedavi başlanan bir hastada 3 ila 6 ay içerisinde CTX ve P1NP düzeylerindeki anlamlı düşüşler, uzun dönemde kemik kütlesi kazanımı ve kırık riskinin azaldığının en erken metabolik göstergesidir. |
👥 Özel Popülasyonlar: Erkek, Premenopozal ve Gebelik İlişkili Osteoporoz
Osteoporoz yönetiminde spesifik demografik ve fizyolojik grupların kendilerine özgü hormonal ve klinik risk spektrumları mevcuttur.
4.1 Erkeklerde Osteoporoz Klinik Yönetimi
Mortalite oranları, kalça kırığı dahil olmak üzere majör osteoporotik kırıklarda erkeklerde kadınlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksektir. Erkeklerde osteoporoz genellikle sekonder nedenlere bağlıdır; özellikle hipogonadizm, kronik glukokortikoid tedavisi, aşırı alkol tüketimi, gastrointestinal hastalıklar ve D vitamini eksikliği ön plandadır.
Hormonal Replasman Sınırı: Toplam testosteron düzeyi < 200 ng/dL olan ve androjen eksikliği semptomları bulunan erkeklerde farmakolojik osteoporoz tedavisine (örneğin bisfosfonatlar veya denosumab) ek olarak testosteron replasmanı da düşünülmelidir. Erkeklerde T-skoru hesaplamasında kadın referans veri tabanının kullanılması önerilir.
4.2 Premenopozal ve Gebelik/Laktasyon İlişkili Tablo
Premenopozal Dönem: Bu gruptaki kemik kaybı ya zayıf doruk kemik kütlesi birikimi ya da sekonder bir nedenin varlığında aktif kemik kaybı ile ilişkilidir (örn. anoreksiya nervoza, çölyak hastalığı, glukokortikoidler). Devam eden kemik kaybı veya tekrarlayan kırıklar olmadıkça farmakoterapi konservatif tutulmalıdır.
Gebelik & Laktasyon İlişkili Osteoporoz (PLO): Sıklıkla üçüncü trimesterde veya erken postpartum dönemde şiddetli bel ağrısı ve multipl vertebra kırıkları veya geçici kalça osteoporozu şeklinde prezante olan spesifik, nadir bir tablodur. Genellikle laktasyonun sonlandırılmasıyla kendi kendini sınırlar, ancak ağır vakalarda teriparatid veya bisfosfonat gibi farmakolojik tedaviler gerekebilir.
💊 4.3 Glukokortikoidlerin Neden Olduğu Osteoporoz (GIOP) Yönetimi
Glukokortikoidlerin neden olduğu osteoporoz (Glucocorticoid-Induced Osteoporosis - GIOP), sekonder osteoporozun en sık nedenidir. Glukokortikoidler, kemik kütlesindeki kantitatif azalmadan dahi önce, kemiğin hidrasyonunu azaltarak hızla kemik kalitesini bozar ve kırık riskini artırır.
Patofizyolojik Hücre Hasarı ve Profilaksi Kriterleri
Glukokortikoidler moleküler düzeyde mezenkimal kök hücrelerin osteoblastlara dönüşümünü inhibe eder, olgun osteoblast ve osteositlerin apoptozisini uyarır.
- • Profilaksi Endikasyonu: Klinik olarak ≥ 5 mg/gün prednizon (veya eşdeğeri) dozunda ≥ 3 ay süreyle sistemik steroid kullanacak olan yüksek riskli hastalarda profilaktik kemik koruyucu tedavi başlanmalıdır. Bu durumlarda bisfosfonatlar ilk seçenektir.
- • Anabolik Moleküler Üstünlük: Çok yüksek riskli hastalarda anabolik ajanlar (Teriparatid), antirezorptiflere kıyasla kemik formasyonunu doğrudan uyararak çok daha üstün omurga KMY kazanımı ve vertebra kırıklarında azalma sağlamaktadır.
💡 Klinik & YDUS Tanı ve Popülasyon Spot Bilgi Özeti
Premenopozal kadınlarda ve 50 yaş altı erkeklerde T-skoru değerine bakarak osteoporoz tanısı konulması klinik bir hatadır. Bu grupta referans parametresi daima Z-skorudur. Z-skorunun -2.0 veya daha düşük gelmesi tek başına osteoporoz dedirtmez; "yaşa göre beklenenden düşük kemik kütlesi" olarak tanımlanır ve tanı için mutlaka bir frajilite kırığı öyküsü ya da sekonder etiyolojik neden eşlik etmelidir.
Klinik pratikte hastanın KMY değeri (T-skoru) osteoporotik sınırda (-2.5 altı) olmasa dahi, FRAX skorlamasında hesaplanan 10 yıllık majör osteoporotik kırık riski ≥ %20 veya 10 yıllık izole kalça kırığı riski ≥ %3 çıktığı andan itibaren, densite değerinden bağımsız olarak farmakolojik tedaviye başlanması absolut endikasyondur.
Glukokortikoid kaynaklı kemik hasarında kırık riski kemik kütlesi (KMY) erimeden çok önce kemik hidrasyonunun bozulmasıyla başlar. Sınavlarda profilaksi başlangıç eşiği klasik sorudur: ≥ 5 mg/gün prednizon eşdeğeri steroidin ≥ 3 ay süreyle kullanılacak olması, yüksek riskli hastalarda direkt bisfosfonat profilaksisi, çok yüksek risklilerde ise anabolik tedavi (Teriparatid) endikasyonunu doğurur.
💊 5.2 Farmakolojik Tedaviler: SERM ve Selektif Östrojen Reseptör Modülasyonu
Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri (SERM) grubu, hedef dokuya göre östrojen reseptörleri üzerinde agonist ya da antagonist etki gösteren non-steroid bileşiklerdir.
Raloksifen ve Bazedoksifen Protokolü
Doku Spesifik Aktivite: Bu ajanlar meme ve uterus dokularında net antagonist etki sergilerken; kemik dokusu (iskelet sistemi) üzerinde östrojenik agonist etki göstererek trabeküler kemik kaybını baskılarlar.
Klinik Endikasyon Sınırı: Henüz geçirilmiş bariz bir frajilite kırığı bulunmayan, ancak soygeçmiş veya genetik profil nedeniyle meme kanseri gelişme riski yüksek olan postmenopozal osteoporotik kadınlarda ideal bir terapötik seçenektir.
⚠️ Venöz Tromboemboli Riski: Östrojen benzeri sistemik etkileri nedeniyle, derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboli gibi venöz tromboembolik olay riskini artırabilecekleri klinik yönetimde akılda tutulmalıdır.
🧬 Anabolik Ajan Protokolleri: Kemik Formasyon Uyarıcıları (Teriparatid & Abaloparatid)
Antirezorptif ajanların aksine anabolik moleküller, osteoklastik yıkımı baskılamak yerine doğrudan osteoblast fonksiyonlarını ve sayısal matürasyonunu uyararak yeni kemik formasyonunu (yapımını) tetiklerler. Bu ajanlar özellikle durumsal olarak çok yüksek kırık riski taşıyan spesifik hasta kohortlarında tercih edilirler.
Anabolik Tedavi Başlangıç Endikasyonları
- Anamnezinde çoklu vertebral frajilite kırığı öyküsü bulunanlar.
- DXA ölçümünde T-skoru ≤ -3.5 olan aşırı derin osteoporoz olguları.
- Güçlü bisfosfonat tedavileri altındayken (tedaviye rağmen) yeni bir frajilite kırığı geçiren medikal başarısızlık hastaları.
Teriparatid & Abaloparatid Mekanizması
Teriparatid (paratiroid hormon (PTH) 1-34): Rekombinant insan paratiroid hormonu analoğudur. Aralıklı (intermitan) subkütan enjeksiyonla verildiğinde osteoblastik yapımı uyarır.
Abaloparatid: Paratiroid hormonu ilişkili peptid (PTHrP) analoğu olup benzer kemik formasyon mekanizmasıyla çalışır.
⚠️ Süre Sınırı: Kemik üzerindeki anabolik pencerelerinin sınırlı olması nedeniyle bu iki ajanın maksimum kullanım süresi hayat boyu toplam 18 - 24 ay ile sınırlıdır.
İdame Zorunluluğu ve KBH Rolü
Ardışık Antirezorptif Koşulu: Anabolik tedavi sonlandırıldığında, kazanılan o yeni kemik kütlesinin hızla erimesini engellemek adına hastaya mutlaka bisfosfonat veya denosumab gibi güçlü bir antirezorptif ajan ile idame şeması başlanmalıdır.
Düşük Döngülü KBH Yönetimi: Kronik Böbrek Hastalığına (KBH) sekonder gelişen düşük döngülü adinamik kemik hastalıklarında, durmuş olan kemik döngüsünü bizzat uyarmak için potansiyel klinik rolleri mevcuttur; ancak bu grupta gelişebilecek akut hiperkalsemi riskine karşı yakın monitorizasyon şarttır.
🧪 Romosozumab: Çift Yönlü Sklerostin Antikoru Protokolü
Romosozumab, kemik döngüsünde eşsiz bir etki mekanizmasına sahip, sklerostin proteinini hedef alan yeni nesil bir monoklonal antikordur.
🔄 Çift Yönlü (Dual) Kemik Modülasyonu
Normal fizyolojide osteositler tarafından salgılanan ve Wnt sinyal yolağını bloke ederek kemik formasyonunu baskılayan sklerostin (sclerostin) proteinine karşı geliştirilmiştir. Romosozumab bu proteini nötralize ederek eş zamanlı olarak hem kemik yapımını (formasyon) artırır hem de kemik yıkımını (rezorpsiyon) azaltır.
• Uygulama Şeması: Aylık subkütan enjeksiyon şeklinde uygulanır ve absolut klinik kullanım süresi 12 ay ile sınırlandırılmıştır.
🚨 Black Box (Kardiyovasküler) Uyarısı: Romosozumab, sklerostinin vasküler sistemdeki koruyucu rollerinin inhibisyonu riski nedeniyle; yakın zamanda miyokard infarktüsü (kalp krizi) veya inme (felç) öyküsü olan, yüksek kardiyovasküler risk profiline sahip hastalarda kesinlikle kullanılmamalıdır.
📊 Bölüm 6: Dinamik İzlem, Tedavi Takibi ve Başarısızlık Yönetimi
Osteoporoz tanısı alan ve farmakoterapi başlanan bir hastanın klinik yönetimi statik değil, yakın izleme dayalı dinamik bir süreçtir. Sürecin ilk adımı hastanın tedaviye uyumunun (kompliyans) absolut kontrolüdür.
Anatomik Takip: Yıllık DXA Monitorizasyonu
Hastaların kemik mineral yoğunluğu (KMY) değerlerindeki kantitatif değişiklikler, cihaz içi sapma marjlarının elimine edilmesi adına mutlaka aynı DXA cihazı ile, genellikle tedavi başlangıcından 1 - 2 yıl sonra radyolojik olarak kontrol edilmelidir.
Metabolik Takip: 3-6. Ay Biyokimyasal Döngü Belirteçleri (BTM)
DXA'daki yoğunluk değişimlerinden çok daha önce, kemik hücrelerindeki metabolik hücresel yanıt laboratuvar imkanları elverdiği ölçüde serum döngü belirteçleri ile erken fazda izlenebilir:
Tedavi başlangıcından 3 ila 6 ay sonra bakılan serum C-terminal telopeptid (CTX) veya prokollojen tip-1 N propeptidi (P1NP) seviyelerindeki moleküler şemaya uygun düşüşler (antirezorptifler için) veya yükselmeler (anabolikler için), hastanın tedaviden klinik fayda gördüğünün ve kompliyansının en birincil metabolik kanıtıdır.
🚨 Tedavi Başarısızlığı ve Re-Evaluasyon Algoritması
Düzenli tedaviye rağmen DXA kontrollerinde kemik mineral yoğunluğunda (KMY) belirgin ve sürekli kayıp izlenmesi veya hastanın süreç içinde yeni bir frajilite kırığı geçirmesi Tedavi Başarısızlığı olarak tanımlanır. Bu durumda klinik olarak şu iki adım acilen atılmalıdır:
1. Medikal Protokolün Güçlendirilmesi:
Hastanın mevcut şeması daha agresif formlara taşınmalıdır (örneğin oral bisfosfonat formlarından intravenöz zoledronik asit enjeksiyonuna geçiş yapılması veya hastanın doğrudan Romosozumab ya da Teriparatid gibi güçlü anabolik ajan protokollere transfer edilmesi).
2. Sekonder Etyoloji Taraması:
İlk başta gözden kaçmış olabilecek subklinik primer hiperparatiroidi, sessiz çölyak hastalığı, tahlil edilmemiş Cushing sendromu veya malabsorpsiyon gibi sekonder endokrin veya gastrointestinal patolojiler genişletilmiş laboratuvar panelleriyle yeniden derinlemesine incelenmelidir.
💡 Klinik & YDUS İleri Farmakoterapi Spot Bilgi Özeti
Romosozumab onkolojik ve metabolik iskelet sorularında en popüler yeni nesil moleküldür. Sınavlarda en çok zorlanacak çeldirici, ilacın absolut kontrendikasyonudur. Sklerostin inhibisyonunun vasküler kalsifikasyon patikalarını modüle etme riski nedeniyle, son 1 yıl içinde geçirilmiş miyokard infarktüsü (MI) veya serebrovasküler olay (inme/felç) öyküsü olan hastalarda Romosozumab kullanımı absolut olarak kontrendikedir.
Teriparatid ve Abaloparatid'in anabolik pencereleri sınırlı olup kemik yapım etkisi 18-24 ayda plato çizer ve durur. İlaç kesildiğinde osteoblast uyarımı aniden biteceği için o dönemde yapılmış olan yeni kemik hızla rezorbe edilir. Klinik kural: Anabolik ajan kesildiği gün, KMY kazanımını mineral matrikse kilitlemek adına hastaya derhal Bisfosfonat veya Denosumab gibi bir antirezorptif başlanmalıdır. Bu sekans kuralı yan dal ve uzmanlık sınavlarının demirbaş mekanizma sorusudur.
Klinik vaka sorularında bir ilacın etkinliğini veya hastanın kompliyansını görmek için en erken hangi parametreye bakılması gerektiği sorulur. DXA ile dansite takibi en erken 1-2 yıldan önce anlamlı sonuç vermez. Ancak hücresel düzeydeki metabolik yanıtı yansıtan biyokimyasal belirteçler (serum CTX ve P1NP) tedavinin henüz 3. ila 6. ayında absolut yön değişimi sergileyerek klinisyene tedavinin başarısını veya başarısızlığını aylar öncesinden kanıtlar.